Şiirin deniz kıyısındaki sesi.
Bu bir ucurtmanın kaçışı,
Belki de değil.
Bilmem, gökyüzünde aramak doğru da degil.

Bu bir ucurtmanın kaçışı,
Belki de değil.
Bilmem, gökyüzünde aramak doğru da degil.

Ama yazgısıni yaldızlı çokomel kağıtları gibi,
Tırnaklarıyla düzeltemiyor insan.
Yıllarca biriktirdim
Rengarenk çokomel kağıtlarını kitap aralarında.
Aşık olduğumda,
Cikolata kokardı kırmızı yazgım.

Gunlukler okuduk hep,onaylanmak icin.

Gunlukler okuduk hep,onaylanmak icin.

Papatyalar gibi beyaz, kediler gibi güzel.
Söyleyeceklerim bu kadar.
Iygeceler.

Şunu kabul etmek gerek; ben korkağım.
Korkak ve kalpsiz.

İçindeki sıkıntıyı kocaman bir silgiyle siliyorsun.
Bundan öncesi hiç olmamış gibi.

Doğrudur kendi içimizde daraldığımız.
Attila İlhan

Mahir Çayan bugün asılan devrimci Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engelleyebilmek için 26 Mart 1972’de Ünye’de NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırır lakin 30 Mart günü ölmeye gittiği Kızıldere’de çatışarak can verir.Biz buna devrimci dayanışma diyoruz.Herkesin birbirini arkadan vurduğu,para ve sermaye uğruna davasını sattığı bir zaman bugün. Oysa 68 kuşağı devrimcileri büyük dayanışma içinde yoldaşlarını kurtarmak için bir an tereddüt etmediler.İşte efsane budur.


Mahir Çayan bugün asılan devrimci Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engelleyebilmek için 26 Mart 1972’de Ünye’de NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırır lakin 30 Mart günü ölmeye gittiği Kızıldere’de çatışarak can verir.


Biz buna devrimci dayanışma diyoruz.Herkesin birbirini arkadan vurduğu,para ve sermaye uğruna davasını sattığı bir zaman bugün. Oysa 68 kuşağı devrimcileri büyük dayanışma içinde yoldaşlarını kurtarmak için bir an tereddüt etmediler.İşte efsane budur.